2 Eylül 2007 Pazar






''Bile bile özlediğimi gecelerce aramadın
Sen;

bir daha nasıl döneceksin...''

Başladı gidiyor bir çürüme,
içimden sana doğru
Aşk eskidi,

kaybolup yitti gözlerimin önünde...
durduramadım
Sen ise;bunun için hiç çabalamadın...


Sen kaçtın,ben...kovaladım
Sen çağırdın,ben...hep yanındaydım
Ve sen gittin,ben...ardından bakakaldım



Öyle bittim ki,ben bile kalmadım kendimde.Yaşamadan bilemezsin,sen de ben gibi yanmadan,halimi göremezsin!!!




''Unutmak için kokunu,ellerini
söküp attım ben kalbimi
Hangi yüzle yeniden sev diyeceksin...''




Nasıl bir duygusuzluk,
nasıl bir yüzsüzlük inan,anlamıyorum...
Hep anlamaya çalışan ben olduğum halde,
bu seferki farklı galiba,
artık anlamak da istemiyorum...
Gelme artık benden yana...

Baksana,gözümde yaş bile kalmadı senden yana!!!


Sadece kırık aşk satırlarımı istiyorum senden,

bir de baharımı...
Mısralarımdan aşk kanadı,
baharlarımda döke döke yaprak kalmadı.
Ne senden bana,ne benden sana hayır yok artık,
bu kalp farkına vardı...




''Kalbimi yaktığın gün gibi
Sende yan,gör nar-ı aşkı
Kendini unuttuğun gün,beni anlayacaksın...''




Baştan beri aynıydı...



Masallarım öksüz..
bir yanım hep Sensiz kalmıştı..



Saat senle beni birarada tutamayacak kadar geç artık





Ve sen benim için,geçmiş zamanların buğusunda,
bitmiş bir rüyasın artık...

İçimde gizliden gizliye sakladıklarım vardı ya hani..
Yüreğimde beslediğim,her şeyden koruduğum izler vardı ya hani..
işte ben tümünü sana vermeye geldim bu gece..
Sığabildiği kadarını bu geceye, arta kalanları gündüzlerine...

İnsanın rahatlıkla sığınabileceği kadar parlaktı bakışların..Alev alev yakıyordu gözlerin..Seni,gözlerine yandığım o gece sevdim işte..

Hiç korkmadan ve hiç kaçmadan dikilip karşına..Sana sarıldım..
Ve bütün benliğimide savurdum bir dokunuşla havaya..
.
.

Aşk...
Ne kadar "yok"sa herşey, o kadar olacaktı "aşk"..
Anlamadın..
Anlatamadım..
.
.

O sabah kara bir defter sayfası buldum yatağının kenarında..Boş yer kalmayacak şekilde karalanmış bir sayfa..Ve işte o an anladım..Senin yaşaman için boyamaya, karalamaya ihtiyacın vardı bir şeyleri..Ve bunun için de her seferinde yeni bir sayfaya..


Başlama ve bitiş noktalarından ibaretti hayatın...
Ve aralarda birkaç dağınık sayfa..
O sabah hiç pişman olmadan, ama çok acı çekerek..
Bütün kadınlara maletmeden, ama seni lanetleyerek ..
Hayatımdan seni, senin oyununla çıkardım işte..

"Ben değiştim.." dediğin gün elinde yine karakalemle bekliyordun.Sevinçle sarılmıştın boynuma..Sanki gerçekmiş kadar büyük bir hevesle..Değiştiğini sandın...Sandın..Ama yine yanıldın..

Sadece bu seferki sayfa o zamana kadar gördüklerinden daha büyüktü..
Sayfalar yanılttı seni, ben de..Çünkü artık bir silgi vardı elimde..
Yok ediyorum senin bıraktığın derin izleri..
Ve artık karalayamayacaksın eskisi gibi..
Korkma..
Meraklanma..
Şaşırma sakın..
Gidiyorum işte..
.
.

Ansızın uykulardan uyanmaların..
Gözlerini perdeleyen endişelerin..
Değişmeni AŞK sanıvermen..
Umutların ve insanları umutlandırmaların..
Bana dönmen ve beni sevme alışkanlığın..
Kapama gözlerini,bak..
Bitiyor işte hepsi..
Bir adım sonrası ayrılık..
Bir adım sonrası benden sonrası..

"Ben" de senden sonrası kalmadı..
Bu senin "Son"ran..
Bu senin "Son" olman..


Çünkü, gördün işte..Benim elimde silgi.. Seninse boş sayfaların yırtık..Ve kalemin bitmekte..

"Alıntı"







büyük sevdalar büyük hasretler bırakırmış ardında
ben sana hasretler biriktirdim başucumda,
karanlık gecelerde aydınlık düşler biriktirdim
ve kimsesizliğimin akşamlarında
sana hasret türküler biriktirdim...
ben sana eskiden kalan
ama hiç eskimeyen
bir sevda biriktirdim

[alıntı]
Bitmişlik..
Tükenmişlikle..

Gözlerin arasında bir yerdeyim. ..
Ne yerdeyim. ..Ne gökte...

Yalan söylemedim hiçbir zaman...
Korkum vardı..
Titremekl iydi hallerim. .
Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefesleri ni..
Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır..
Derin bir yağmura çektin beni...
Kelimeler ini içtim..Sarhoş oldum..
Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden..
Birde...
ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara..
Susarak..
susa susa..
Susadım günlerce....
...
Kapımın kilidi korkudan kapandı...
Korkuları..
Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma...
Şimdi ben bile açYasak Kelime Kullandınızıyorum yüreğimin kapısını....
Ve farketmed en...
Sende bir kilit vurdun... .
Adı neydi bunun?..
Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..?
Bilemem..
Bilmekte istemem..
Tek hissettiğim..
Daha yolun başındayken hayatın..
Sonumu beklemem. ..
Şemsiyemi açtım..
Bilmek istedim..
Yazdım...
Yağmur yağarken..
...
Yağmur yağıyordu..Üşümüştün..
Nasıl oldu bilmiyoru m...
İçeri aldım seni..
Sessiz kaldık bir süre öylece..
Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin..
Durmadan bakınıyordun etrafa...
Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde..
Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun..
İçimi acıtıyorsun..
Bu gece son...


Bir gün,hatıralarda beni ararsan
Susuz bıraktıgın,çöllerdeyim ben...
Aklına gelirde eve ugrarsan
Bilki; artık yokum..
Ellerdeyim ben..!

Çok geç anladım ki; herşey bir yalan
Mutlu bir kaç gündü,geride kalan..
Sana getirmiştim,bakta oyalan
Vazoda ki solmuş güllerdeyim ben..!

Sanma ki; yaptıgın zulmu unuttum
Pencere önünde,çookk gözyaşı yuttum..
Acıyla,öfkeyle sımsıkı tuttugum
Koparıp attıgım,tüllerdeyim şimdi..!

O gece çıldırdım..kırdım camları
Sabaha kadar dövdüm tüm duvarları..
Paket,paket içtim sigaraları

YoksuN yaaaa
Etrafa savrulmuş
Küllerdeyim ben..!


Alıntı


Hayatıma girdiğin günden beri herşey de sen vardın... Okuduklarımda,
yediğim, içtiğim herşeyde.. yaşama hep seni düşünerek sarıldım..
senin için yazdım...
Ben..
bugün de hergün gibi..
senin için yaşadım..

Artık,
sevmelerin hayâl.. sesin kulaklarımda..
ayrıldık..

artık olmayacağız birbirimizde..
Az evvel vazgeçtim kendimden..
sevgimden.. ellerinden, gözlerinden..
güzel yüreğinden..

Sensiz gideceğim yönün hiç bir önemi yok artık, ve artık gördüm ki senin de bunu bilmenin bir anlamı yok..
ben artık "vazgeçmeyi" seçiyorum.
Beklemek birşeyleri, herşeyi, bıktırır.. ve zamanla unutturur.. seversin yeniden birini.. ismimi bile hatırlamadan.

İşte bitti bir gün daha..
Yitip gitti herşey gibi..
Sadece yaşanan "uçtu gitti"..
Belki de herşey seninle bir düş'tü

Bugünü yaşabilen var mı?

*******************************
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu,
yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları
güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
--
*Son ağaç kuruduğunda,
*Son nehir kirlendiğinde,
*Son balık avlandığında,
*Paranın hiçbir işe yaramadığı anlaşılacak
Zor olanı yapacağım biliyormusun
Kolayına kaçmadan
Bahanelere sığınmadan

Ve yaşımdan utanmadan
Önce gözlerin inanacak sevgime
Sonra sözlerime takılacak aklın bir parça
Zor olanı yapacağım biliyormusun
Düştüğüm hatalara düşmeden
Korkmadan
Korkutmadan,
Güzellikleri sunacağım bir avuç dolusu
Birlikte yaşayacağımız
Hepsini ,hepsini sana yalnızca sana
Eksilmesin diye tebessümün
Hayatımı koyacağım ortaya
Kolayına kaçmadan,
Bahanelere sığınmadan
Ama,
Ama,önce seni bulacağım

İşte gidiyorum, birşey demeden,
Arkamı dönmeden şikayet etmeden,
Hiçbirşey almadan,birşey vermeden,
Yol ayrılmış görmeden gidiyorum.
Ne küslük var ,
Ne pişmanlık kalbimde,
Yürüyorum sanki senin yanında,
Sesin uzaklaşır her bir adımda,
Ayak izi kalmadan gidiyorum.
Geldiğinde kalbim kırılmadı,
Gönül kuşu şarkıdan yorulmadı,
Bana kimse sen gibi sarılmadı,
Işığımız sönmeden gidiyorum.

Kanaatkar ve şakacı bir gece lambası gibisin...
Yanıyorsun sevişmelerin en koyusunda,
Sönüyorsun binlerce bilmeceyle.

Dışarıda mağrur, gizemli, yasakçı...
İçeride sevecen, başıboş, ahlaksız.
İyi kalpli günahkarları
Aydınlatan bir gece lambası gibisin...
Kendi yangınına aşık...

sevginin bittiği yerde sarıl bana
heyecanların tükendiği
ve artık yapacak hiçbir şeyin kalmadığı bir anda
çek kolumdan../..gözlerimi daya gözlerine
bir anda dalıp git bana

ismini anmaktan usanmayan dudaklarımı öp..

düşlerimizin yorulduğu yerde tutun bana
beni çağıramayacak kadar uzakta ol
ve ben gelemeyecek kadar koşayım sana
imkansızı iste
mesela "unut", de
dudaklarım değil gözlerim boşalsın o dakika
giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana

özlemlerine gebe kalan bedenimi öp..

üşümeye başladığın yerde ısın bana
gözlerim ağlamaktan şişmiş olabilir../..aldırma
her halimle güzel bul beni
her halimle karış bana
bir demet papatyayla bile kandırabilirsin beni
sakın unutma

sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öp..

AŞK BİZE YAKIŞTI

Gizli bahçesi ruhumuzun aşk, kaçıp saklandığımız durup soluklandığımız kimi zaman nefessiz kaldığımız gizli bahçe. Orada sade seven ve sevilen yaşar, hıçkırıklarla kahkahalar dans eder. Güpegündüz düşler yaşarız, zifiri karanlıklar güneşe dönüşür aşk olunca, aşık olunca. Şarkılar yükselir içinizden, bazen acılı bir melodiyle bir sokak ortasında kalakalırsınız, ağlamak utanılası değildir, saklamazsınız, durup müziğe karışır ağlarsınız, yanınızdan çekip gider görüntüler, sade onun gözleri ve gözyaşı görünür olur. Yanınızdaysa müziklerin neşelisi takılır, sarar her tarafınızı keyif, mutlulukla gözlerinin içine bakar tekrar tekrar fısıldarsınız sevdiğinizi, o varsa her müzikneşedir. Aşk olmasaydı hangi müzikiçinizi kanatırdı, dans ettirirdi. Aşk olmasaydı şiirler okuyabilir miydiniz puslu havalarda sevgiliye sarılarak...


SEVGİLİYE...

Öylesine bendesin ki, ölmüyorsun. Ölsen, ben de öleceğim sanki. Çıkarsan içimden, bütün kanımda seninle birlikte akıp gidecek. Öylesin. Kan gibisin...


GİDENE...

Kendimle baş başa kalmak iyi gelmiyor bana. Bir tek gece mi yoktun yanımda? Ya da kaç bin yıldır? Seni özlemek her zaman iyi değilmiş, anlıyorum. Ya sen özledin mi beni? Yarın koşacak mısın bana? Uyku çağırıyor beni, gece bitsin, sen başla. Kapıyorum gözlerimi yeniden ve sadece sana açmak için. Gün gibisin...


YOKLUĞUNDA...

Benimle birlikte bu kent de sensizliğe isyan ediyor, sarayları, camileri, gökdelenleri birer birer yıkılıyor. Başka bir şehir kuruluyor. Adı İstanbul değil. Vazgeçmek mümkün değil senden. Can gibisin...


ÇAĞRI...

Bütün gidişlerden arınmış, uçarı sevdaları bir kenara bırakmış ve kendini sadece aşka adamış bir adamım ben. Senin aşkına. Her şeyi yeniden tanımak, yeniden tanımlamak istiyorum. Seninle yaşamalıyım, seni yaşamalıyım. Yanımda değilsen, saatler durmalı, sonra sen gelmelisin, kaldığım yerden yine aynı heyecanla devam etmeliyim yaşamaya. Zaman gibisin...



YÜREĞİMİZİ AŞKA AÇTIĞIMIZ, İNANDIĞIMIZ SÜRECE

AŞK HERKESE YAKIŞIR...


Giderken yağmur vuruyordu camlara
Yağmurun sesine karışmıştı ayak seslerin
Çaresizliği ve umutsuzluğu yaşayan biri kalmıştı geride
Ve ben, ve sen, ve sevgi ya aşkımız?
Bitmişti... Hepsi bitmişti...
Geride ise küllenmeye başlayan bir aşkta
Hala bir rüzgar bekleyen
Bir ateş parçası kalmıştı
Ve bir rüzgar bekliyordu yeniden alevlenmek için
İlk ayrılıktı bu...
İlk aşk ve ilk ayrılık...
Giderken sessizliği öğrettin bana
Giderken hüznü öğrettin
Hiç gelişin olmadı zaten...
Bazen içimdeki umut bir mum oldu
Karanlık gecelerde seni aramak için
Lakin rüzgara karşı yürüdüğümün farkında değildim...
Ve şimdi...
Her yağmur sesinde seni düşlerim
Her yağmur sesinde seni özlerim
Ve hala giden sevgili seni beklerim
Seni beklerim... Yağmur yüreklim...


Kadir Taşkıran


Alıntı..




Beni hiç sevmedin mi sen?

Beni dikenli aşk bahçelerinin
Umutsuz yarınlarına terk ettin sen.
Ve yağmurlar yağdırdın üzerime
Beni hiç sevmedin mi sen?

Korkma benden!
Ne yarınlarına çıkarım
Ne telefonlarına
Benden korkma!
Ben hiç yokmuşçasına beklerim
Sokak köşelerinde.
Gözünün gördüğü hiç bir yerde olmam
Korkma!

Senden kopacağım artık
Sensizliğin rıhtımında
Dalgalarıyla boğuşacağım yalnızlığımın
Sensiz yaşayacağım bu koskoca alemde
Bir daha hayal edilemeyecek aşkının
Umuduyla kavrulacağım.

Senden beni alacağım
Benden seni söküp aldığın gibi
Yerime yaşanmamış mutluluklar bırakacağım.
Hatırlamayacaksın bile gözlerimi
Ne yağmurlarımda ıslanacak
Ne de güneşimle ısınacaksın
Söz veriyorum hayatından çıkacağım
Ağlatmayacağım artık seni

Benden artık korkma!
Ben kaybolacağım
O kahverengi derinliklerinde gözlerinin
Yaşamaksa eğer bu yaşayacağım
Gün 24 saat ve ben hep uzaklarda kalacağım
Sabırsızca toprağa düşmek isteyen ilk cemre misali,
Sensizliğin kuytusunda azaplar içinde ölümü bekleyeceğim.

Hiç bir şey yerini tutamayacak inan bana
Ve ben hep bunun ezikliğiyle yaşayacağım.
Seni sevdiğim için özür dilerim
Yaşattığım acılar ve gözyaşları için
Ama bir kez daha olsaydı yine severdim

Şimdi gitmeliyim artık
Beni bekleyen tatmadığım hüzünler var
Yazılmamış şiirler
Anımsanacak güzel hatıralarımız var

Sana kimler dokunacak
Kimler öpecek düşünmek bile istemiyorum
Beni en çok yaralayan bu zaten

Umarım mutlu olursun
Sana söylemek istediğim son bir şey var
Seni daima sevdim bunu sakın unutma


Alıntı


SEN BANA HEP İYİ GELİYORSUN
ne zaman kendimle baş başa kalsam
senli düşlere dalıyorum
bitmesini hiç istemediğim bir rüya gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman sıkılsam
seni düşünürüm
ellerinden tutup mor dağlara çıkarım
kar sürerim yüzüne
sevgili için koparılmış kırçiçeği gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman daralsam
seni düşünürüm
omzuna dayarım başımı
buzlarımı eriten
yanıklarımı serinleten nefes gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman artsa ağrılarım
seni düşünürüm
anamın titrek sesiyle can demesi
babamın şevkatle okşaması
yaralarıma merhem gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman özlesem
seni düşünürüm
hayranı olduğum yıldızla resim çektirmek
sevdiğim kişiyle sevişmek gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman öfkelensem
seni düşünürüm
birbirine geçer dişlerim
kızgınlığıma bebek gülmesi gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman endişelensem
seni düşünürüm
öldü diye sana koşarken
burnunun bile kanamadığını görmek gibi
sen bana hep iyi geliyorsun

ne zaman kendimle baş başa kalsam
sensiz oluyorum
beni sensiz bırakma
sen bana hep iyi geliyorsun
alıntı



Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin
Şimdi yokluğunu koynuma aldım
Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede
Hesap soruyorum yüreğime boyundan büyük sevmek sana mı düştü diye.
Her yer sen kokuyor işte
Her şeyde senden bir parça
Böyle çaresiz, böyle yarım kaldım işte
Sol yanım acıyor
Her atışı yokluğunun isyanı şimdi
Yanmaktayım işte
Alev alev yanmaktayım gözyaşlarıma inat daha bir kor olmaktayım
Nasıl sevmişim oysa seni
Ne kadar sen olmuşum
Ne kadar çok ben olmuşsun
Nasıl mecburmuşum
Nasıl tutulmuşum
Sensizlik ölümmüş oysa
Oysa ne zormuş ölüm.
Hasretinle yanıyor şimdi her yanım
Bir damla sen diye yalvarıyorum
Bir damla kan ilişiyor gözlerime
Bir damla sen diyorum
Bin damla kan düşüyor yüreğime,
Yoksun işte
Ben deli divane olsam da yoksun.
Sensizlik baş köşeye oturmuş dalga geçiyor şimdi
Aynalar hesap soruyor,
Duvarlar gizliden ağlıyor,
Bir bilsen, bir bilsen hasretimi
Sanki her ayak sesi seni getiriyor...


Neden ağlatıyorsun beni
Neden terk ediyorsun beni
Neden sana ayrılalım demek bu kadar kolay geliyor
Neden seni canımdan da çok sevdiğimi anlamadın

Koskoca bir NEDEN?

Bu beni 2.kez bırakışın
Ve beni 2.kez ağlatışın
2.kez yok edişin

Hayallerimiz vardı bizi birbirimize bağlayan
İnançlarımız vardı bizi ayakta tutan
Umutlarımız vardı bizi sonsuzluğa ulaştıran
Yıktın ve gittin.

Sensiz hayatın anlamı mı kalır sanıyorsun
Sensiz bir gecenin geçiceğini mi zannediyorsun
Sensiz bir kalbin yaşayacağını mı zannediyorsun
Hayır!

Artık Seni Seviyorum kelimesi bana bi heyecan ve mutluluk vermicek
Çünkü artık senin dudaklarından o kelimeyi duymayacağım için
Telefonum sessizliğe bürünecek
Sen yoksun

Hadi uğurla son kez beni gidiyorum hayatından
Ne ismimi ne sesimi nede yüzümü görüceksin artık
Çok zor olsada gitmenin zamanı geldi artık
Kalbim paramparça olsada.

Bundan sonra seni üzen biri
Seni ağlatan
Seni kıran biri olmayacağı için
Artık gün senin günündür hadi sevin.

Ama dur bir duam var sana

Bundan sonra benden daha çok seveni
Benden daha çok özleyeni
Benden daha çok değer vereni
İnşallahta seni asla bırakmayan biri çıkar karşına
Çünkü ayrılmanın ne kadar acı olduğunu anlamanı ve üzülmeni istemem



Mutsuzum, en az senin kadar yalnızım.
Azım, çoğalamıyorum.
Koşup gelmek istiyorum yanına, gelemiyorum.
Bir yangının tam ortasında bu kalbim.
Kor halindeyim.
Her saniye, her dakika ve her saat yanıyorum.
Sonra yavaş yavaş sönüyor, dumanımı savuruyorum.
Güne ve geceye karışıyorum.

En az senin kadar yalnızım, kalbim gibi soğuk.
Kalkamıyorum,
Doğrulamıyorum.
En az senin kadar köhneyim.
Senin kadar yaşlıyım daha yolun yarısına gelmeden.

Bir başkasının biçimine bürünmek bu olsa gerek.
Sevmek mi dersin buna.
En az senin kadar sorgusuz
Ve bir o kadar cevapsızım.

Binbir Gece Masallarini Bile Kiskandiran Bir Aşkti Bizimkisi ..
İmkânsız bir aşkın öyküsü mü demeliyim buna,
Yoksa sevmelerin ağır mahkemesinin cezası mı ..?
En güzel aşk masallarını anlatırlardı hep bana
Kıskanmazda değildim hani o aşkları,
Bazen, bezende hayallere dalardım ara ara kendimce ..
Uçuk, kaçık masumca hayallerdi onlar!
Yani ne canımı acıtan türlerdendi, ne de öfke uyandıran ..
‘’ Acaba bir gün benimde gerçek aşkım olacak mı ki, kim bilir ne zaman çıkacak,
hani şimdi yürüdüğüm yolda karşıma çıksa, gülen gözleriyle gözlerime baksa ve ben sana geldim dese ne güzel olurdu’’ derdim ..
Bir gün o da oldu sonunda ..
Ansızın yoluma çıkıverdi,
Gülen gözleriyle inerek gözlerimin derinliklerine,
‘’Ben geldim sana’’ dedi ..
Ben ise;
‘’Hoş geldin ey aşk hoş geldin ey gönlümdeki aşkın sahibi’’ dedim ..
Bu nasıl bir aşktı ki, önümüze tabular çıkmasına rağmen her seferinde, aşkımız daha da derinleşip, kenetlendi birbirine ..
Tüm aşk masallarını kıskandırırdı adeta …
Binbir gece masallarında anlatılan o müthiş masalları bile ..
Ama dedim ya ne derecede âşık olursak olalım,
Aşkın bedelini bizde ödeyecektik mutlaka…
Bundan kaçışımız da yoktu oysa!
Âşık oluyorsak şayet;
Onun dikenlerine de, gül kokusuna da katlanmamız, ve onun sunacağı her koşula da hazır olmamız gerek ..
Biz de öyle yaptık ve …
Sevmelerin en ağır mahkemesinin en büyük cezasıyla karşılaşarak,
Nasibimizi sonunda almış olduk bizde ..
Sonu olmayan bir aşkın kurbanıydık ikimizde ..
Ve titreyen mısralarımın buram buram aşk kokan en büyük kahramanları

Alıntı

Bakakalırsın geçip giden o deli saniyelere
Gidenlerin ardından bakakalırsın
Bir hüzün konar kirpiklerine
Ordanda yüreğinin kuytularına akar
Sen bilmezsin sensizlik ah nasıl yakar
Kor ateşi elde tutmak kadar...
Ve ben bakakalırım senin ardından
Senin geçtiğin yollara yarenlik yaparım
Seni düşünürüm sadece seni yaşarım
Ve bu kahrolası yokluğumda seni ararım.
Sen misin boşluğun içinde,
Yoksa boşluk mu senin içinde...
Unutma gece perisi
Her gece yarısı göğsünün üstüne çökeceğim
Gözlerini her kapattığında beni göreceksin
Bir gece ansızın geleceğim yanına
Ellerini ellerime alıp, gözlerimi kapatıp
Seni öpeceğim
Sen her gece sol yanını boş tut
Belli olmaz ne zaman geleceğim
Belki kıyılara çarparım hırçın dalgalar gibi...
Belki bir güvercin olur omuzuna konarım
Belki bir yağmur damlası
Belki de bir rüzgar
Her ne olursam olayım pencereni tıklayacağım
Bir kitaptayız seninle
Bir sayfasında sen, diğer sayfasında ben varım
Bir rüzgar esecek sert mi sert
Ve kitap kapanacak...
Kapat gözlerini ben geliyorum.....!



BENİ SEÇTİN.........
Hayat yolun yol ayrımında!!
Dar.Taşlı.Patika Yolu seçmedin.
Bu yolun sonunda ben vardım
Bana gelmeyi seçmedin
.
.
Bilmeden
Herkes gibi geniş.
Kolay yolu seçtin.
İnişleri çıkışları.Sağa sola dönüşleri vardı
Yolun sonunda ben vardım, BİLEMEDİN
.
.
Tek unuttuğun kaderdi
Yaşamalıydın kaderi ,kaderini
...........................................
..........Beni Seçtin................
Ben senin kaderindim!!!!!
Alıntı



Uzağında kaldım her şeyin,
Senin,sevginin uzağında;
Ellerim boşlukta kaldı,kollarım yokluğu sardı,
Sensizlik içime;en içime işledi.
Nedense bir türlü hazmedemedim gidişini !
Sanki hiç bir şey yapmamışsın gibi;
Sen gittin ben bittim;

Anlamsız savaşlar verdim inadına,
Zaman derman olmadı azan yarama,
Seni unutamadım,hasretinde toparlanamadım,
Yani gittin ya ! ben bittim;

Direnemedim sensizliğe,
Kahırla,isyanla geçti her günüm.
Alıkoydu her şeyimi sensizlik nöbetleri,
Ta hücrelerime kadar eridim,
Bakma öyle bir şey olmamış gibi;
Sen gittin ben BİTTİM


Yolum Açık Olmayacak...

Ayaz vuruyor yüreğime,üşüyorum.Biliyorum senin şehrin sıcak ama bu kez değil sevgili bu kez değil.Ayrılığın bu kadar üşütücü olacağını söyleseler inanmazdım bak buz kestim karşında kımıldayamıyorum.Bundan sonra ayaz olacak tüm geceler benim şehrimde.Isıtmayacak ellerimi yüreğimi kimse ve hiç birşey.Sen sıcacık şehrinde sıcak tut yüreğini.Ama yaralama kimseyi emi.

Bu sana son mektubum... Geldiğim gibi sessizce giderim demiştim ya sana, o kadar sessizlik sinmedi içime.Benden ne bırakabildim sana, ne kattım yaşantına bilmem ama cümlelerim kalsın istedim.Ta bi sen istersen belki yırtıp atacaksın belki de gözünün ilişmeyeceği bir yerde saklayacaksın bilmiyorum.Yazıyorum yine de bunlar seni seven bir kadının cümleleri ,bunlar ayrılığı içine sindirmeye çalışan içimdeki küçük çocukların sözleri sadece dinle.

Gideceğimi anlamadığını biliyorum kim gideceği akşam böylesi sarılır ki sevdiğine,kim öpücüklere boğar, kim sözleriyle sarmalar ki.Benden başka bir deli yapmazdı zaten.İstedim ki son gecem güzel geçsin, ilerde hatırına düştüğümde istedim ki hüzünle anma beni Deliydi de geç git.

Az önce parmak uçlarımda sessizce ilerleyerek balkona çıktım, senden önce sana ait bu şehirle vedalaşmalıydım.Bir sigara yaktım ,biliyorum bırakacağıma söz vermiştim şu mereti ama ben sözlerimi tutamadım sevgili.Ben bana verdiğim sözleri bile tutamadım ki ağlamayacaktım sözde ama bak tutamadım işte.Tutunamadım....

Gözyaşlarımı silip yanına uzandım bir müddet ,o kadar güzeldin ki uyurken yüzünde dans eden gölgeleri bile kıskanacağım kadar güzel.Yüzünde belli belirsiz gülümseme.Gülmek bu kadar mı yakışır bir surete. Gelsem dokunsam dedim ,sıkıca sarılsam.Gidiyorum ,kalk beni durdur diye sarssam yapamadım Yalpaladım

Eşyalarımı toparladım sonra ve şimdi oturmuş sana bunları yazıyorum.Gidişime anlam veremeyeceksin belki.Sabah uyandığında ben yerine bir kağıt parçasına sarılacaksın.Ve bu mektubun sonuna gelene kadar anlamayacaksın. Tökezledim işte.yapabilirim sandım.Sevgim ikimize yeter dedim.Oysa olmazmış tek taraflı yaşanmazmış aşk..O şarkıdaki gibi “ne sevdiğin belli ne sevmediğin” derken yara almışım yaralanmışım.Belki yarın diye aldanmışım kendimi aldatmışım Yarın belki derken yarınları tükettim. Yanıldım.
Kaderim dediğim sevgili.Bir gece ansızın karşımda bulduğum ve bir sabah yitirdiğim seni yeniden karşıma çıkaran kaderdi öyle inandırmıştı çocuk yanım beni işte.Yine bir guzel akşamı tanişmıştık ve yine öyle bakakalmıştık.Ve şimdi yine soğuk bir ruzgar sabahı çıkıyorum hayatından.Açi tekerrürden ibaret dedikleri bu olmalı komik geliyor ama gülemiyorum

Şimdi çıkacağım bu kapıdan seni ardımda bırakacağım.Her zaman ıkına sıkına gittiğim terminale gideceğim koşar adım.Tüm yollara dinamitler yerleştirip her geçişimde patlatacağım.Dönülecek yol kalmayacak sana çıkmayacak artık yollar.Gurursuzca sana her gelişime şahitlik etmeyecek hiç kimse.Kimse acıyarak bakmayacak yüzüme
Gidiyorum,arkamdan su dökemeyeceksin

Ve ben dönmeyeceğim bir daha

Ardımdan gözyaşlarıma bahane yağmurlar yağmayacak Senin şehrin sıcak
Biliyorum Sevgili biliyorum

Yolum açık olmayacak

Hoşça kal bulup bulup yitirdiğim sevgili
Hoşça kal yüreğimdeki deli esinti

Hoşçakal zorlu sevdam

Sensizlik kolay olmayacak…..

Alıntı

Her şey bir İhtimaldi aslında; renkli bir camın ardındaki bir merhabayla başlayan.

Aynı yolculukta yan yana oturmuş yolculardık ikimizde. Geldiğimiz yerler kadar gideceğimiz yerlerde faklıydı belki de... O zaman diliminde kesişmişti yolumuz, kısacık bir an için, bir durak süresince; kim bilir...

İlk başta hani can sıkıntısı ile laf atarsın ya yandaki yolcuya; hani konuşacak bir şeyler ararsın yalnız başına yaptığın yolculukta... O çekingenlik vardı ilk "Merhaba!"m da...

Lakin görünce gözündeki ışıltıyı, hissedince sesindeki ılık yaz meltemini ve fark edince içindeki güzellikleri yeni bir yolculuğun rotası çizildi gönül defterimde.

Bu kadar çabuk nasıl kurduk köprüleri derken, fark ettik ki biz sadece topu oyunda tutmaya çalışan oyunculardık. Sayı yapmaya hiç niyetimiz yok gibiydi. Belki cesaretsizlik, belki dengelerimizdi bizi engelleyen.

Komşu iki ülke olduk sonra... Sen yüksek duvarları ardında krallığını korumaya çalışan bir ada; bense en güçlü zırhlarıyla tehlikeli sularda, sınırlarında dolaşan başka bir ülke...

Topraklarımızın güzelliği, kokusu, rengi ikimizi de cezbediyor, ama bir türlü baş edemiyorduk karşılaşma korkusuyla...

Sen uzaklardan zırhımın direncini denerken, ben duvarlarında gizli bir geçit arıyordum. Ama ikimizde eşiğinde olduğumuz bir savaşın farkında değilmişiz görünümündeydik. Birbirimize yağmur kadar yakın, rüzgar kadar uzak iki ülkeydik neticede... Senin yüksek duvarların hiç yıkılmayacak; benimse zırhım hiç delinmeyecek gibiydi...

Bir Yılmaz Erdoğan şiirinde gibiydik ilk başta, ama sonra anladık ki bize aitti her şey..

Sen "İhtimaller Dahilimdeki Aşkım" idin; uğruna uzak diyarlar fethettiğim. Ve o ihtimallerin sonsuzluğundan en güzel olanını seçtim, seni sevdim ben. "İhtimaller Dahilindeki Aşkım" iken "Aşkım" olmuştun çünkü sen..
Seni öyle sevdim ki
Gözlerimden akan yaşlar gibi damla damla...
Yüreğimin dinmeyen acısı gibi kana kana...
Ben seni böyle sevdim



Seni öyle sevdim ki
Her gece seni sabahladım yudum yudum...
Özlemin büyüdü içimde alev alev...
Ben seni böyle sevdim







Seni öyle sevdim ki
Yaprakların dalları sardığı gibi yeşil yeşil...
Toprağın yağmuru sevdiği gibi ıslak ıslak...
Ben seni böyle sevdim





Seni öyle sevdim ki
Leylanın mecnun'u sevdiği gibi yana yana...
Hasretin dem vurduğu ateşler gibi kızıll kızıll...
Ben seni böyle sevdim





Seni öyle sevdim ki
Yıldızların geceyi aydınlattığı gibi işil işil...
Denizin kumsalı okşadığı gibi serin serin...
Ben seni böyle sevdim


Bir günah işledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?

Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahımız bize yeterdi
Şeytana uyupta bu kadar derdi
Başına sarmasan ne kaybederdin?

Yakamı tutmasan yargılar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatamı sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?

Üstüme gelmesen sıkana kadar
Üzmesen canımdan bıkana kadar
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?

Kanattın yaramı günbegün deşip
Paramparça oldun gözümden düşüp
Çılgın seller gibi haddini aşıp
Üstüme varmasan ne kaybederdin?

Hiç şansın kalmadı dönsende geri
Yitirdin verdiğim bütün değeri
Aşkına emanet ettiğim yeri
Bu kadar kırmasan ne kaybederdin?

Alıntı




Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri,
Dolunaya baktığında hissettin mi hiç
Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu,
Ve acı bir şekilde farkına vardın mı,
Kalabalık içinde sessizce dolaştığını…

Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin;
Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki,
Tuttuğun el sana huzur verir de;
Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın…

Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun;
Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın,
Tek damla düşmesin diye çabalarsın;
Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların,
Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların,
Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda…

Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları,
Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde,
Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde,
Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne,
Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur…
Duyguların ağır gelir; ezilirsin
Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende,
Teslim olursun ölüme,
Sessizce…


Kendini kandırma kızım!
Ne sanıyorsun sen hayatı pembe bir elbise mi?
Bıkmadın mı etrafa
Pembe gözlüklerle bakmaktan
Ya da polyannacılık oynamaktan?
Geçmiyor işte acılar
Kaç kez anlatacağım sana
Bu işler internet bağlantına benzer
Bir koparsa kalırsın ortada
Ne o küçük hanım niçin bu yaşlar?

Ağlama Palyaço Makyajın Akar!



Sağanaklardayım nedensiz, İstanbul seni benden çalalı
Artık senin güzel gözlerinle görmeli
Senin nefesinle solumalıyım İstanbul’u bu sabah
Sesin kadar güzel, senin kadar güzel olmalı
“Hayırsız İstanbul…”
Sarıyer’deki balıkçı meyhanelerinden duyulmalı
İstanbul şarkıları bizi anlatan
Yaşamalıyım İstanbul’u yeniden
Sarnıçlarında boğulan aşklar canlanmalı
Camilerinde kiliselerinde dualar kabul olmalı
Mumlar sönmeden türbelerinde
Serin sularında aksin olmalı İstanbul gibi
Martı kanatlarının altındaki boğaz yamaçlarında
Yaşanan yüzyılların aşkları dolmalı içime
Sen istanbulda
İstanbul benim içimde olmalı
İstanbul olmalıyım
Surlarında kalan izlerini bulmalıyım
Seni eski zaman sevdalarında kucaklayan
İstanbul’un dudakları gibi
Dudaklarına kanmalıyım
Sen istanbulda bir aşk
Ben İstanbul olmalıyım
İstanbul’u seninle yaşamalıyım yeniden
Ellerin bütün vapurlarını okşuyorken nazım gibi
Güvertelerinde ayak izlerin henüz duruyorken
Ben kanatlarımla üzerinde olmalıyım İstanbul’un
Hazarfen Çelebi gibi inadına
İstanbul aşkının özgürlüğüne ölebilmeliyim
Fatih haliçten girdi sessizce
Ben yüreğinden vurmalıyım fütursuzca
Sağanaklarında seninle ıslanmalıyım
Bütün ıslaklığımızda İstanbul
Bütün üşümelerimizde İstanbul olmalı…
Sultanahmet Ayasofya bizi anlamalı
Ben İstanbul’ da bir lodos
Ben istanbulda bir yelkenli
Ben istanbulda deniz kokusu olmalıyım
Sarmalıyım İstanbul’un seni sardığı kadar
Gözlerin İstanbul olmalı,
Gecesinde dilek tuttuğum yıldızları gibi
Ben yıldızlara bakmalıyım
Senin istanbulda düşlere daldığın kadar
Bizans’ın bıraktığı gibi İstanbul’u
İstanbul seni bana bırakmalı,
Bir İstanbul sabahı
Bilirim ki
İstanbul susar
İstanbul ağlar
İşte aşkım İstanbul kadar zor olmalı
İstanbul sana susamalı
Benim sana susadığım kadar
Bu hasret İstanbul’a da koymalı bana koyduğu kadar



ALNTı




Yine dopdolu gözLerim

sanki biLinmezin içindeyim ve: sen yine, yine, yine yoksun...

boğazım düğümLeniyor

nefes alamıyor beynim ikilemde, kalbim çelişkide

sus diyorum sus yüreğim sus, kalbim sus, aklım sus, beynim sus ..





susmuyor;

durmuyor; sürüklüyor geçmişlerin en koyusuna doğru

tekrar, tekrar, tekrar sürüklüyor





dayanamıyorum! bu acıyı kaldıramıyorum

artık durduramıyorum gözyaşlarımı, susturamıyorum kalbimi

bir çelişki, bir çelişki daha yeter ..

daha ne kadar yaşarsın bu yürekte, daha ne kadar acı verirsin,

daha ne kadar yüklenirsin üstüme, daha ne kadar ağlarım ¿

sonu geldi artık.. YÜREĞİMİ SUSTURUYORUM..!!
Deniz kokulu bir şehirden gelen kalabalık bir dert yanış bu kez kaçışımın ayaklanışı.
Susmak isterken konuşturulan çığlık atarken ağzı bantlanan bir kalbin eşik eşik topladığı son sarhoşluk bu.

Eski değil aslında yenilişim ancak bi yağmur damlasının toprağa düşme anı kadar..
Sen cehennem ateşimi canlandırırken gözbebeklerinde daha ölmedin dersin bu soyguna.
Bense katillerimi öldürmeden gitmem toprağın alaca karanlığına .
Öykümü yarıda bırakan kalbime tam zamanı gelmişken kalkmasını bilmeyen dizlerime bıkmadan usanmadan damlayan gözlerime söyleyeceklerimde var elbet; sonra canımı alan bu küçük şehre bir veda bir teşekkür borcumda var.

En az benim kadar sende bilirsin bu ateşi yakmadan söndürmem.

Geçecek bugunlerde diyen üç maymun gösterilerinde dördüncü olmayı seçtiğim zamanlar da öğrenmiştim aslında sokak köpeklerinin sahipli olanlardan daha asil olduğunu

Ateşe verilen sılamla dikenli tellerle çevrilen gurbetimle kendine bile hayrı olmayan bir ruhla son yürüyüşüm bu yetim bıraktığım sokaklarda.

Gitmelisin demiştin bana bir keresinde ,aklına uyup yüzerek karşıya geçmeye çalıştıgım denizler şahittir kullara ömrümün her anında oyuncak olduğuma.

Gökyüzümde kayan bir yıldızım bile kalmadı artık...

Vazgeç diyebilseydim sancılarıma yüreğimin ilk kıvılcımlanmaların da, belki daha çok dilek tutabilirdim gökyüzüne her baktığımda..


GİTMEK
********
Gitmek. Bir hançeri inceltip
Okyanusa daldırmak isteği
Ya da düşebilmek atlasların
Dışına ki ey kalbim
Yalnızsın bu yolculukta da
Gitmek. O kaos duygusu, aklın
Sarsıntılarla yorgun düşüşü
Bilincin kamaşması belki de.
Rehin bırakılacak bir şey yok
Unuttuklarından başka.
Gitmek. Bir büyü gibi saran
Ağrılar yumağı, kışkırtılmış
Düşlerdir ki sen şimdi
Esirgeme kendini kalbim
Kederin o derin yalnızlığından


Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben.
Kimi işaret ettiyse ona yöneldim.
Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor.
Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan,
işte öyle ıslattı beni aşkın.
Seni bekledim ben.
Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili,
dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi,
küçük dokunuşları sana sakladım.

Ne sen beni bilirdin ne ben seni
ama bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin.
Ve bir gün çıktın karşıma.
İşte o gün sevdaya dair ne kadar tortu varsa içimde eridi gitti.
Çocuk oldum yeniden.
Hani bıraksan yemyeşil bir kırda
bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım.
Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım.
Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum.
O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.

Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı.
Neler oluyor diye sormadan
bir duygu selinin içinde bulursun kendini.
Ama zaten aşk öyle bir şey değil midir?
Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?
Bırak kendini, bırak ki aşkın büyüsü sarsın seni.
Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak.
Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa.
Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım.
Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde.
Yüreklerimiz birbirimiz için atsın,
soluklarımız birbirine karışsın
Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.

Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün.
Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni.
Ama merak etme ayakta kalırım ben.
Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağaçları gibi.
Senden bana yadigâr kalan her anıyı
bir kez daha bir kez daha yaşarım.
Aşkım da benden yadigar kalır sana...



esinti61_54
Alıntıdır: www.baktabul.com
ELbetteki sevdanın gücü.''o'' yoksa eğer nereye gittiğinin,kimle olduğunun hiç bi önemi yoktur.kalabalıkta yalnız kalırsın.aslında yalnızda değil bi başına..
bi başınalık nasıl bişeydir bilir misin?dayanabilir misin?

hiÇ kimSe bOŞLuqunu doLduramadı..
çagırSam geLmezmiydi...
yapamadım sensiz olamadım desem...
ey yar ! sensiz olmuyOr....

teseLLi bulamamki
herşeyini alıp gtmişti benden
yüreqını aldı gitti
yüreqimi aldı gitti
kaç geceler sabahı bulmadı
gözyaşım son bulmadı,onsuz olamıyorum iSte..

Beklenen an, geldi... gitmek zamanı... yarımı sende bırakıyorum...
ister alır gelirsin, bende kalirsinister kendi elinde, mezara koyarsin her seyinle kabulümsün....

Bu koskoca Dünya'da,
ALınan Hér néfésin adı Sén,
Hér qüLü$ün AnLamı Sén,
NasiLda AkLima Dü$ürdü $u Rüzqar Séni,
Ah Bir bilsen


...tek korkum seni kaybetmek oldu
ve
kaybettim...


izLedim uzaktan ..
BekLedim qecer Burdan ( die)..
qeLmedi.. qecmedi..
Sustum..Birde Kaybetme korkum var ..
Seni sensiz ne kadar Kaybedebilirim ki..
Sustu..

Sensizliğin ikinci günü bugün gözlerim yine nemli,yüreğim paramparça...
Bende ki bütün duyguları dün gecenin karanlığında kör bir kuyuya içim sızlaya sızlaya attım.
Kırdım sevdanın kalemini dün gece,astım darağacına son bir isteğini bile sormadan...
Sensizliğin ikinci günü bugün gözlerim yine nemli,yüreğim paramparça...

Başkalarının mutluluklarında emanetim..
Göçebeyim...
Durduran yokken,
Canından oldu azrail,canımı ala ala....


bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen..
Bazen oLuyor Saşırıyorum..
SenLe basLarken söze..
Susuyorum..
dizLerimin arasinda kafam süreqLi..
BunLar SenLi dü$ünceLer ( die ) qeci$tiriyorum..
AsLında kendimi Kandırıyorum..
biLiyorum..
Susuyorum..


kaç savaşlar verdim uqruna
kaç hayat feda ettim
kaç yenılqı yaşadım
kaç zafer

ve

hepsi

koca bi HİİÇÇÇ oldu..
yazık oldu..


Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
İki çay ısmarladım
Ben içtim
sen soğuttun
sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
çok dert etmedim
çünkü yoktun
dün gece yine yalnızdım
rahat ağladım
yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı
ve lambaları hiç karartmadım
dün gece
her gece gibi yalnızdım
sokağa çıktım
ve kendime bir çiçek aldım
sen sandım
Koklamadım.